Tüm Ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

 

Dr. Oktar Babuna, Dr. Cihat Gündoğdu, Onur Yıldız, Akın Gözükan, Ender Ataç ve Önder Ataç'ın A9 TV'de Celal Şengör'ün evrimci iddialarına cevap verdiler (20 Ocak 2012; 21:00)

 

 

     


Cihat Gündoğdu, Oktar Babuna

14 Ağustos Cuma akşamı Haber Türk Kanalında yayınlanan Sansürsüz programındaki evrimci safsatalara anı anına Harunyahya.tv adresinden Oktar Babuna ve Cihat Gündoğdu cevap vermişlerdir.


Yiğit Bulut, Ender Hervacıoğlu,
Ergi Deniz Özsoy, Hasan Aydın
     



 

     





 

19 Mart 2009 tarihinde yayınlanan "Siyaset Meydanı" programına konuk olan Celal Şengör, artık kesin yenilgi ile yerle bir olmuş olan Darwinizm'i savunabilmek için çeşitli izahlarda bulunmuştur. Şengör, ikna edemediği genç bir topluluğun karşısında Darwinist demagoji metodlarını kullanarak yıllardır tekrarlanmış ve geçersizliği ispatlanmış konuları tekrar gündeme getirmeye çalışmış ve cevap veremediği noktalarda bu konuları külliyen inkar etmiştir. Söz konusu izahlar, bu program vesilesiyle tekrar gündeme getirilmiş olduğundan, konu hakkında hatırlatıcı açıklamalarda bulunma gereği hasıl olmuştur. Celal Şengör'ün iddialarını ve bunların kesin bilimsel cevaplarını aşağıda bulabilirsiniz.

1. "Tonlarca ara fosil olduğu ve dinozor türlerinin ara fosilleri temsil ettiği" aldatmacası

2. Therapsidlerin ara form olduğu aldatmacası

3. İlkel Atmosferde Oksijen Olmadığı Aldatmacası

4. İki ayaklılığa geçiş aldatmacası

5. Balinaların Ayılardan Evrimleştiği Açıklamasının Darwin'e Ait Olmadığı İddiasının Geçersizliği

6. Mutasyonların mucizevi şekilde evrimleştirdiği iddiasının geçersizliği

7. Gözün indirgenemez komplekslikte bir yapı olmadığına ve gözün evrimleştiğine dair iddiaların geçersizliği

8.Evrende ve yeryüzünde bir kaos olduğu iddiasının geçersizliği

9. Bakterilerin antibiyotik direncinin evrime delil olduğu iddiasının geçersizliği

10. "Küçük bir evrimle" fotosentetik bakteri oluştu ve oksijen üretti aldatmacası

11. İnsanın atasının mağaralarda yaşadığı iddiasının geçersizliği

12. İnsanın düşünebilme yeteneğinin diğer canlılarla aynı olduğu aldatmacası

13. Yeryüzündeki Ahenki Düzensizlik Olarak Göstermeye Çalışma Yanılgısı

14. Her Yıl Yeni Türlerin Evrimleştiği İddiasının Geçersizliği

15. Siyaset Meydanı Programında Hiç Bahsedilmeyenler

ÖZET AÇIKLAMALAR:


MUTASYON İDDİASI
  1. Mutasyonlar canlıya ya zarar verir ya da etkisizdir. Faydalı mutasyon yoktur. (Hiroşima, Çernobil, cücelik, kanser).

  2. Mutasyon DNA'ya yeni bilgi eklemez. Oysa yeni bir türün ya da yeni bir özelliğin oluşması için bu gereklidir. (Kanadı olmayan bir canlıda yeni bir kanat çıkmaz, ancak iki bacak yerine üç bacak olur.)

  3. Tesadüfen tek bir hücre dahi oluşturulamaz. Bunu iddia eden kişiler bugüne kadar laboratuvar şartlarında bir tane canlı bir varlık ya da hücre oluşturamamışlardır.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)

4 AYAKLILIKTAN 2 AYAKLILIĞA GEÇİŞ İDDİASI

  1. 4 ayaktan 2 ayağa kalkmak bir avantaj değildir. Dört ayaklılık gizlenmek ve avlanmak açısından daha hızlı ve verimlidir. Ayrıca hayvanlar bir tespit yapmak istedikleri zaman iki ayağı üzerine kalkabilirler.

  2. Bir canlının evrimcilerin iddiasına göre 4 ayaktan 2 ayağa geçene kadar birçok ara duruş yaşaması gerekir. Bu da, evrimcilerin iddiasına göre bile imkansızdır.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)


DİNOZORLARIN KUŞA EVRİMLEŞTİĞİ İDDİASI

Evrimcilere göre ilk önce otobur dinozorlar vardı. Sonra bunlar, küçük yapılı ve etobur dinozorlara, ardından da kuşa dönüştü. Bu bir safsatadır, çünkü:
  1. Etobur ve otobur dinozorlar aynı dönemde yaşamışlardır. Dinozorlarla aynı dönemde 150 milyon yıllık mükemmel bir kuş olan Archaeopteryx vardı.

  2. Kuşların akciğerleri, ayak yapıları, çene, damak ve diş yapıları, kemik yapıları kara canlılarınkinden tamamen farklıdır.

  3. Dünyadaki en kıdemli kuşbilimci Darwinist Alan Feduccia dinozordan kuşa evrimleşme masalı hakkında şunları söyler:
"25 sene boyunca kuşların kafataslarını inceledim ve dinozorlarla aralarında hiçbir benzerlik görmüyorum. Kuşların dört ayaklılardan evrimleştiği teorisi, paleontoloji alanında 20. yüzyılın en büyük utancı olacaktır." (New Scientist, 1 Şubat 1997, s. 28)

(Detaylı bilgi için tıklayınız)
 

SÜRÜNGENDEN MEMELİYE GEÇİŞ İDDİASININ GEÇERSİZLİĞİ

Darwinistler iki çene kemikli Therapsidleri sürüngenlerle memeliler arasında bir geçiş formu olarak göstermeye çalışırlar. Bu iddia geçersizdir, çünkü:

  1. 3 parmaklı, 2 parmaklı, tek parmaklı hayvanlar vardır. Kafatası kemikleri de her canlıda farklıdır. Dolayısıyla çene kemiği sayısının farklı olması bu canlının bir ara geçiş olduğuna delil değildir.

  2. Söz konusu iddiayı destekleyen tek bir tane bile ara fosil yoktur.

  3. Memeliler sıcakkanlıdırlar, sürüngenler soğukkanlıdır. Memeliler yavrularını doğururlar, emzirirler ve vücutları tüylerle kaplıdır. Sürüngenler yumurtlayarak çoğalırlar, yavrularını emzirmezler ve vücutları pullarla kaplıdır.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)

 

"BAKTERİLERİN ANTİBİYOTİĞE DİRENÇ KAZANMASI EVRİMLEŞMEDİR" İDDİASI

  1. Bakterilerin sayısız çeşitleri vardır. Bunların bir kısmı, "henüz daha antibiyotikler üretilmeden önce" o antibiyotiklere karşı direnç sağlayacak genetik bilgiye sahip olarak yaratılmışlardır. Bakteriler herhangi bir antibiyotiğe maruz kaldıklarında, söz konusu antibiyotiğe dayanıksız olanlar yok olur; dirençliler ise hayatta kalır ve daha fazla çoğalma imkanına kavuşurlar.

  2. Bir süre sonra, aynı bakteri türü yalnızca söz konusu antibiyotiğe dirençli olan bireylerden oluşur ve artık aynı antibiyotik o bakteri türüne karşı etkisiz olur.

  3. Ancak bakteri yine aynı bakteri, tür yine aynı türdür. Herhangi bir evrim yaşanmamıştır. Bakteriler 3.5 milyar yıldır yeryüzünde vardırlar ve hala aynı bakteri olarak varlıklarını sürdürürler.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)

 

TERLİKSİ HAYVANLARDAKİ IŞIĞA DUYARLI HÜCRELERİN
"İLKEL GÖZ" OLDUĞU İDDİASI

  1. 530 milyon yıl önce, Kambriyen döneminde yaşamış olan Trilobitin gözü günümüz yusufçukları ile aynı mükemmellikte petek göz yapısına sahiptir.

  2. İnsana ait mükemmel göz, parçalarının ayrı ayrı evrimleşmesini imkansız hale getirecek kadar kompleks bir yapıya sahiptir. Gözü oluşturan 40 ayrı parçanın, gözün işlevini gerçekleştirebilmesi için mutlaka bir arada olması şarttır. Yalnızca göz sıvısının olmaması bile gözün işlevini yitirmesi için yeterlidir.

  3. Darwin, arkadaşı Asa Gray'e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektubunda: "Gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu." demektedir. 

(Detaylı bilgi için tıklayınız)

 

"HER YIL 40 BİN TÜR YOK OLUYOR, 1000 TÜR OLUŞUYOR" İDDİASI

  1. Yeni bulunan türler zaten halihazırda dünyada yaşamakta olan, ancak şu ana kadar keşfedilmemiş türler olabilir.

  2. Ya da Allah yeni bir tür yaratıyor, insanlar da bu yeni türü keşfediyorlardır. Allah'ın yoktan yaratması, insanlardan uzakta, gözle görülmeyen yerlerde gerçekleşmektedir. En doğrusunu Allah bilir. Allah bunu mucize olarak yaratmaktadır. Yoksa insanların gözlerinin önünde, örneğin hayvanat bahçelerinde böyle bir durum gerçekleşmez. Allah'ın dilemesi dışında.


HAYATIN BAŞLANGICINDA HİÇ OKSİJEN OLMADIĞI, OKSİJENİN SONRADAN OLUŞTUĞU İDDİASI

Darwinistler hayatın kökeni ile ilgili yaptıkları deneylerde hiçbir zaman oksijen kullanamıyorlar. Çünkü bir aminoasit oluşsa da oksijen bunu hemen yakıp yok ediyor. Miller deneyi de oksijensiz yapılmıştı. Bu nedenle ilkel atmosferde oksijenin varlığını reddediyorlar. Ancak bu doğru değildir, çünkü:

  1. Yaşı 3.5 milyar yıl olan ve üzerinde okside olmuş demir ve uranyum birikintilerine rastlanan taşlar bulundu.

  2. Aynı dönemde dünya yüzeyine Darwinistlerin tahminlerinden 10 bin kat daha fazla ultraviyole ışını ulaştığı anlaşıldı. Buna göre, atmosferdeki su buharı ve karbondioksiti ayrıştırıp mutlaka oksijen açığa çıkarmış olması gerekiyor.

  3. Eğer Darwinistlerin iddia ettikleri gibi ilkel atmosferde oksijen olmasaydı, o zaman Dünya'yı morötesi ışınlardan koruyan ozon tabakası da olmazdı. Böyle bir durumda, çok yoğun miktarlardaki ultraviyole ışınlarına maruz kalacak olan dünya üzerinde herhangi bir organik molekülün yaşayamayacağı da açıktır.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)


 
ATOMDAKİ MÜKEMMEL DENGE

Atom çekirdeği Proton ve Nötrondan oluşur. Proton ve Nötronlar ise kuarklardan oluşur. Kuarkların da birçok alt parçacığı vardır.

  1. Çekirdeğin hacmi, atomun hacminin 10 milyarda biridir. Ancak çekirdeğin kütlesi atomun kütlesinin yüzde 99.95'idir. Kütlenin yaklaşık tamamını oluştururken, bir yandan hiç yer kaplamaz. Bu, 10 milyar metrekarelik bir evin tüm eşyalarını 1 metrekarelik odada toplamaya benzer.

  2. İnsan vücudundaki atomlardaki boşluklar ortadan kaldırılsa, insan milimetrenin birkaç binde biri boyutunda bir toz kadar olur. Bir gezegen ise bir nohut kadar olurdu.

  3. 109 temel elementi birbirinden ayıran tek şey çekirdeklerindeki proton sayısındaki farklılıktır. Altın elementinde 79 proton, oksijen atomunda 8 proton, demir atomunda 26 proton vardır.

  4. Eğer bir atomu dünya kadar büyütsek, elektron sadece bir elma boyutuna gelir.

  5. Elektron çekirdeğin çevresinde saniyede 1000 km gibi olağanüstü bir hızla döner. Atomun içinde çok karışık bir trafik, ancak mükemmel bir düzen vardır. Hiçbir karışıklık ya da çarpışma olmaz.

(Detaylı bilgi için tıklayınız)


EVRİMCİLERİN CEVAPLAYAMADIKLARI KONULAR

Göze çarpan foton, gözden beyne giden ise elektrik sinyalidir. Elektrik sinyali gözden yola çıkarak beynin görme merkezi denilen mercimek büyüklüğündeki bir alana ulaşır. Ve mercimek büyüklüğündeki bu alanda bir görüntü oluşur. Burada oluşan görüntüyü de izleyen BİR GÖZ VARDIR. İŞTE ASIL MÜKEMMEL OLAN "O" GÖZDÜR. O göz, kendisine gelen elektriği görür. Hem de mükemmel bir derinlik algısıyla, capcanlı, hareketli üç boyutlu, rengarenk ve kusursuz olarak. Oysa orası kapkaranlıktır. Elektrik sinyalinin ilerlediği yer de, beynin görme merkezi de, beynin içi de zifiri karanlıktır. Ama oradaki göz, en yüksek teknolojiyle üretilmiş hiçbir televizyonun göremediği bir netlik ve mükemmellikte, billur gibi canlı bir görüntü görür. Ve bu gördüğü görüntüleri yorumlayarak hisseder, üzülür, sevinir, sever, beğenir, analiz yapar, hatırlar, sonuç çıkarır. Acaba evrimciler bu gözün açıklamasını nasıl yapacaktır?

Görüntü, ses, koku, tat, dokunma duyusu beyinde hissedilen duyulardır. Bütün hayatımız, beynimizin içindeki küçük bir mekanda geçer. Dışarıyı, beynimizdeki televizyondan seyrederiz. Dışarıdan gelen elektrik sinyallerini beynimizdeki algı merkezinde koklarız. Dışarıdan gelen elektrik sinyallerini yine beynimizde sertlik olarak algılarız. Dışarıdan gelen elektrik sinyalleri beynimizdeki hoparlörde sese dönüşür. Tüm bunları beynimizin içindeki birkaç santimetreküplük odamızda yaşarız ve hayatımız boyunca o odanın dışına asla çıkamayız. Her insan, kıtalar arası yolculuk yapan bir gezgin, ilk olarak aya ayak basan bir astronot, hayatı boyunca köyünden ayrılmamış bir çiftçi de olsa, beynindeki küçük odasının dışında bir yere kıpırdayamaz. Okyanusları, ormanları, gökyüzünü, ayı, güneşi, çiçekleri, meyvaları bu beynimizdeki küçücük odada görür, orada koklar ve seslerini orada dinleriz. Dışarıdaki asıllarına hiçbir zaman ulaşamayız. Beynin içinde tüm bu hisleri algılayan bir şuur vardır. Bu şuur, Allah'ın yarattığı ruhtur.

Etrafına bakan bir insanın gözüne gelen görüntü ters olarak beyne iletilir. Beyin bu görüntüyü düzeltir ve sonuçta insan "dışarıdaki görüntünün tıpatıp aynısını, aynı netlikte" görür. Böyle bir sistem, tesadüfen şuursuz atomların birleşmesiyle oluşamaz.

Görmeyi bilmeyen atomlar, tesadüflerin etkisiyle şuursuzca birleşerek dünyanın en mükemmel kamerasından daha kaliteli görüntü sağlayan, en gelişmiş üç boyutlu sinema ve televizyonundan daha net ve tam renkli görüntüyü beyinde meydana getiren görme sistemini yapamaz.

Duymayı bilmeyen şuursuz atomlar, en gelişmiş müzik sisteminden daha mükemmel olan, daha net ve çok boyutlu, gerçeğinden ayırt edilemeyen sesleri beynin içinde oluşturan işitme sistemini, tesadüfler sonucu meydana getiremez.

Koklamayı bilmeyen atomlar, parfümün, gülün kokusunu hisseden koku alma sistemini tesadüflerin etkisi ile oluşturamaz. Sıcağı, soğuğu, sertlik duygusunu bilmeyen şuursuz atomlar tesadüfler sonucu hissetme gücüne sahip olamaz.

Şuursuz, kendi varlığından haberi olmayan atomlar, tesadüflerle, müzikten zevk alan, türlü türlü yiyeceklerin lezzetlerini bilen, hatıraları olan, dokunan, hisseden, düşünen, plan yapan, hatıralarını zihninde canlandıran, bir şeyi hatırlayan, gülmekten, eğlenmekten, neşeli ortamlardan zevk alan, daha sayılabilecek yüzlerce özelliğe sahip olan insanlara ve hatta atomun yapısını inceleyip-araştıran bilim adamlarına dönüşemez.

  • Her atomun bir çekirdeği ve bu çekirdek etrafında müthiş bir hızla dönen "elektron"ları vardır.

  • Elektronlar çekirdeğin etrafından 1000 ila 100.000 km arasında değişen hızlarla dönerler.

  • Kütleleri birbirinden farklı olmayan elektronların nasıl farklı enerji seviyesine sahip oldukları ve neden 7 farklı yörüngede oldukları anlaşılamamıştır.

  • Bazen yüze yakın elektron aynı yörüngede döner, bazen de elektronlar yörüngeler arası geçiş yaparlar. Fakat hiçbir şekilde birbirleriyle çarpışmazlar.

  • Artı yüklü olan ve dolayısıyla birbirlerini itmeleri gereken protonlar özel çekim kuvvetleri vesilesiyle çekirdekte sıkışırlar. Eksi yüklü olan ve çekirdeğe yapışması gereken elektronlar ise kaçış hızları ve itici kuvvetler nedeniyle asla yörüngelerinden ayrılmazlar.

  • Dünya üzerinde gerçekleşen hiçbir darbe, çarpışma ya da patlama, ne atomu, ne çekirdeğini ne de elektronlarını yerinden oynatamaz. Atomun oluşturduğu canlı ölse de o dönmeye devam eder. Aynı hızla hiçbir değişikliğe uğramadan. Ağacı yaktığınızda onu oluşturan atomları yakmayı başaramazsınız. Onlar havada dönmeye devam ederler.

  • Bilim adamları tüm evrende 10 üzeri 78 atom bulunduğunu hesaplamaktadırlar. Bu atomların tek bir tanesinde bile bir kargaşa yoktur. Bu, tesadüflerle asla açıklayanamayacak bir düzendir. Allah yarattığı bu düzeni Kuran ayetlerinde şöyle haber vermiştir:

... Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır. (Talak Suresi, 3)

... her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. (Furkan Suresi, 2)

... O'nun Katında her şey bir miktar (ölçü) iledir... (Rad Suresi, 8-9)

 


Darwinist Propagandaya NET CEVAPLAR
PLoS One Dergisine Cevap: Epigenom, Genomun Akıllı Yönetimi Tesadüflerle Açıklanamaz 2016-07-08  
New York Times’ın Yapay Ä°nsan Genomu Yaratma Ä°ddiası Neden Anlamsızdır? 2016-05-31  
Dino Masalında Yeni Bir Sahte Ara-Tür Denemesi Yapan "Darwinist Medyaya Cevap" 2016-03-27  
Ateist Propagandanın Gücü ve Darwinist Diktatörlüğe Baş Eğen PLOS One Dergisi 2016-03-19  
Armadilloların atası yine Armadillolardır 2016-03-09  
Neandertallerle Aynı Hastalıklara Sahip Olmamız Ne Anlama Gelir? 2016-03-02  
Sputnik News’in evrim propagandası gerçekte yaratılışı kanıtlar 2015-10-09  
New Scientist Nautiluslar Konusunda Nerede Yanıldı? 2015-10-06  
Evrimcilerin “Homo Naledi” Senaryosu Boş Çıktı 2015-09-18  
Milliyet sitesindeki “köpeklerin evrimi” iddiası geçersiz bir propagandadan ibarettir 2015-09-15  

DİĞER NET CEVAPLAR >>

 
 

 

 

Yazar Hakkında - Diğer Siteler - Email - Üye Ol

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz. www.celalhocayiegitelim.com

TÜRKÇE KURAN-I KERİM - BİZE DESTEK OLUN - HADİS KÖŞESİ

BU SİTE HARUN YAHYA'NIN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR.
www.harunyahya.org

 

Harun Yahya | Tv izle | HarunYahya | Adnan Oktar | AdnanOktar | Fosil | Evrim Teorisi | Kuran